Müziğin uyumu matematiğe dayanır
Müziğin uyumlu sesleri, nota frekansları arasındaki kesin matematiksel oranlardan doğar. Bu durum, sanat ve sayılar arasında kültürleri aşan zamansız bir bağlantıyı ortaya koyar.
Müzikteki güzel uyum, nota frekansları arasındaki kesin matematiksel oranlardan gelir. Örneğin, bir oktav (do'dan bir sonraki do'ya) mükemmel bir 2:1 frekans oranıdır. Tam beşli (do'dan sol'e) ise 3:2 oranıyla hoş bir ses yaratır. Antik Yunan filozofu Pisagor, MÖ 6. yüzyıl civarında titreşen tellerle deneyler yaparak bu ilişkileri ilk kez inceledi. Daha kısa teller daha hızlı titreşir ve daha yüksek perdeler üretir. Tel uzunluklarının oranları uyumu ters orantılı olarak belirler. Bu durum, genellikle duygusal bir sanat olarak görülen müziğin, matematikteki ve fizikteki nesnel kalıplarla derinlemesine nasıl bağlantılı olduğunu gösterir. Bu prensipler, diğer kültürlerin müziklerine bile uzanır. Bu da seslerdeki sayısal uyuma evrensel bir insan takdirini düşündürür.